Cerrahinin yeni altın standardı: Minimal invaziv cerrahi

Cerrahi yöntemlerdeki yeniliklerle artık ameliyatlar küçük bir yara izinden öteye gitmiyor.

 

Cerrahi operasyonlarda, geniş kesilerle yapılan ve iyileşme süresi uzun, komplikasyon riski yüksek olan “açık ameliyat” yerine, girişimin küçük deliklerden yerleştirilen kamera ve el aletleri aracılığıyla yapılan, daha az kanamaya neden olan “minimal girişimsel cerrahi” yöntemi tercih ediliyor.

 

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekmel Tezel, türü ne olursa olsun her ameliyatın bir travma olduğunu ve travmanın şiddetinin yapılacak ameliyata ile kullanılacak tekniğe göre değiştiğini söyledi.

Son yıllara kadar tüm ameliyatların klasik yöntem olarak bilinen “açık ameliyat” tekniği ile yapıldığını belirten Tezel, son yıllarda birçok cerrahi branşta “minimal girişimsel cerrahi” yönteminin uygulanabilirliğinin kabul edildiğini belirtti. Tezel, bu yöntemin, “hastanın beden bütünlüğüne mümkün olan en az hasarı vererek, en iyi tedavinin yapılması, hastanın ameliyat sonrası hastanede yatış süresini kısaltarak, takip eden günler içinde olabildiğince hızla normal hayatına dönmesini sağlayan teknik” olarak tanımlandığını söyledi. Tezel, yöntemin en büyük avantajının ise her türlü cerrahi işleminin olabilecek en küçük kesi ile yapılabilmesi olduğunu vurguladı.

 

Tezel, “minimal girişimsel cerrahi” ile yapılan ameliyatların başarı oranın oldukça yüksek olduğunu belirterek, “Yöntem, artık günümüz cerrahisinin altın standardıdır. Hastalığı tedavi ederken yeni hastalıklara yol açmadan, hastaya mümkün olan en iyi tedaviyi, en kısa yoldan, en kısa zamanda ve en az zararla yapmak bu yöntemde esas alınmıştır” dedi.

Ameliyat edilecek bölgede geniş kesi açılmasının, öncelikle hastanın daha çok ağrı duymasına, yaranın iyileşme süresinin uzamasına yol açabildiğini belirten Tezel, “Bu yöntem sayesinde hastada komplikasyon gelişme riski azalmakta, yara yerinde enfeksiyon riski en aza inmektedir. Bu da operasyonun başarısını artırmaktadır” diye konuştu.

Uygulama alanları

 

Tezel, gerektiğinde ameliyatların geniş kesiler şeklinde açık cerrahi denilen klasik yöntemle yapılması gerektiğini de vurgulayarak, uygun yöntemin hastalığın “yaygınlık derecesine” göre seçildiğini anlattı. Açık cerrahiye ait dezavantajların, minimal girişimsel cerrahinin geliştirilmesine yol açtığını belirten Tezel, şunları söyledi: “Kadın doğumcular ve genel cerrahların ardından, kalp ve damar cerrahları ile diğer cerrahi branşlar da minimal girişimsel cerrahiyi, açık cerrahiye bir alternatif olarak uygulama alanlarına almışlardır. Minimal girişimsel cerrahide uygulanan işlemin açık cerrahidekinden temel prensipler açısından hiçbir farkı yoktur. İki teknik arasındaki en önemli farkın minimal girişimsel girişimin küçük deliklerden yerleştirilen kamera ve el aletleri aracılığıyla yapılmasıdır.

 

Bugün en sık yapılan minimal girişimsel cerrahi ameliyatı, ‘laparoskopik kolesistektomi’ olarak da adlandırılan laparoskopi yardımıyla safra kesesinin çıkarılması ameliyatıdır. Ancak başta kasık fıtığı, apandisit, morbid obezite, reflü ve mide fıtığı ameliyatları olmak üzere birçok genel cerrahi ameliyatı laparoskopik olarak yapılmaktadır.”

 

Ameliyat edilecek bölgenin normalin 10–20 katı büyütülerek görüntülenmesine olanak veren laparoskopik yönteminin, “minimal girişimsel cerrahi” anlayışının yerleşmesinde çığır açtığını ifade eden Tezel, yöntemi şöyle anlattı: “Öncelikle karın içi karbondioksit gazı ile şişirilir. Karın ön duvarında açılan 0,5-1 santimetrelik kesilerden yerleştirilen hava kaçırmayacak şekilde tasarlanmış trokar denilen küçük borucuklardan kamera ve el aletleriyle kullanılarak istenilen ameliyat yapılır.Fıtıktan mide ameliyatlarına kadar birçok alanda kullanılan bu yöntem, hastanın hızlı bir şekilde iyileşmesini sağladığı gibi bazı ameliyatlarda klasik cerrahi yönteminden daha başarılı sonuçlar elde edilmesine olanak vermektedir.” (AA)

————————————————————————————————————

Obezite Cerrahisi, Mide Kelepçesi ve Balonu Hakkında Tüm
Sorularınızı Op Dr Murat Üstün Yanıtlıyor.

İsim (gerekli)

E-posta (gerekli)

Konu

İleti

 

Not : Gönderdiğiniz Mesaj, Gizlilik Çerçevesi İçerisinde Doktor Tarafından Okunup Cevaplanacaktır.

———————————————————————-————————————–

Bu Sayfa 1 Kez Ziyaret Edilmiştir.

Önemli Uyarı

Bu sayfaya Yapılan Yorumlar Ziyaretçinin Kendi Şahsi Görüşüdür.
Yazılan Yorumlardan aksaglik.com sitesi Hiçbir Şekilde Sorumlu Tutulamaz.

Kısa URL: http://www.aksaglik.com/?p=3297

Yazar . Aralık 28 2009. Kategori Genel Cerrahi. Bu yazıya eklenen yorumları RSS beslemesi üzerinden takit edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Yorum Yazın

Site Ziyaretleri

Bugün : 100
On-Line :1

En Son Yorumlananlar

  • hüseyin: Anlattıklarına göre senin afakanın kalkmış. Afakanın ne olduğunu bilmeyebilirsin. Etrafındaki tanıdığın...
  • vermek istmiyorum: ben nedese çok korkyrum ve buna brtürlü cevap bulamadım bir şeyin üstüne tam gdcekken bir anda...
  • gülsün: mrb aynı ameliyatı bende oldum adana balcalı hastanesi ameliyatımı yapamadı ankaraya gittim. ve şuan patoloji...
  • Önder MANGA: hocam 3-4 yıl kadar önce sol kulak altında wartin tümör ameliyatı oldum.Yaklşık 1 yıldan bu yana sağ...
  • isim vermek istemiyorum: sayın prof.dr. mustafa faruk usta bey sizle ilgili bir yazıokudum gazetede penis protezi ile...
  • filiz: Hergün alzaimer tedavisi hakkında olumlu yazılar okuyorum, faka malesef hala bir sonuç yok.Alzaimer aşısı...

Facebook